BENİN İÇİNDE…

20/1/2008 ·

Sis

O kadar sinirliyim ki her şeye, herkese ve etrafa öfkemi kusuyorum. Her şey beni deli ediyor ve tat alamamaktan, dinginleşememekten kendimi alıkoyamıyorum. Sinirli gözlerle sabit bir noktaya kilitlenmişim. Öfkemi bakışlarımla kusuyorum. Tüm vücudum alev topu gibi dokunanı yakacak şekilde, ama dışarıdan çok da zararsız görünümde. Put gibi kalmak buna diyorlar sanırım. Bütün hıncım düşüncelerimden dökülüyor. Aslında tam olarak neye sinirli olduğumu da bilmiyorum, çok şey aklımda dönüp duruyor ama tam olarak ne? Ya biliyorum ama düşüncelerimde, sadece açıklayamıyorum dilimle.Kısacası her şeye, herkese, hayata bağırıyorum. Niye? Hayatın içinde…

            Sanırım sessiz bir sinir krizi geçiriyorum. Bundan nefret ediyorum “Sessiz siniiiirrr kriiziii” diye düşüncelerim bağırırken içimdeki içimdekilerde yankı oluşuyor karşılıklı ayna misali… İçimdekiler başlarını tutmuş, damla damla ter süzülüyor simalarından. Onları hissedebiliyorum. Onlarda kilitlenmişler bir noktaya. Tek fark ben kısa bir felç geçirmiş gibiyim. Lanet gibi… Lanet olsun demekten başka bir şey kalmıyor.

            Gözlerim yerlerinden çıkacakmışçasına kasılmış, damarlar kızarmış. Olduğundan irileşmişler. O an yanıma biri gelse hiç acımadan öldürürmüşçesine tüm benliğim. Aslında biri gelse de öldürsem… İşte belki bu beni rahatlatabilir… Ama hayır, ne kadar böyle düşünsem de yapamayacağımı biliyorum… Belki de hayatım boyunca bu yüzden sabitleniyorum. Cesaretsizin, kendine güveni olmayan birinin tekiyim.

            Ama biliyorum ki şu an o gelip bana seslenecek ve yavaşça kafamı çevirip ona sahte bir gülümseme göstereceğim ve o asla içimden ona küfrettiğimi bilmeyecek, ama onun benim için aptal diye düşündüğünü her zamanki gibi ben hissedeceğim. Ve gene her şeyi içime atacağım. O alaylı sırıtmasıyla yerine dönerken ben çalışmaya devam etmek için düşüncelerimi dağıtacağım. Devam etmek zorundayım. Cadı sırıtmasıyla hayatını kurarken ben yıllarca bulunduğum mevkide antikalaşmaya devam edeceğim. Neden mi? Hayatın içinde…

            Ve her zamanki gibi o geldi. Her şey içinizden geçirdiğiniz gibi akıp geçti. O hafif dokunuşunu yaptı, fakat bu sefer iki kez dokundu. Ve üçüncüyü… Ve…Bu sefer neden fazla dokundu. Farklı giden bir şey var.

            Ya da nerden bilebilirdim ki bir gün kalbimin aniden durup sadece bakışlarımın değil bütünümün sabit kalacağını. Son kez ve bir kez de olsa içimden hissettiklerimi ona dışarıdan deseydim. Hayattan göç ederken bile bakışlarımın derinliklerinde nefret ve acının karartısını görebiliyorum. Artık istesem de yapamam hiçbir şey. Ben yapamadım ama sen yapabilirsin. Nasıl mı? Biliyorsun… Senin içinde… Hayatın içinde…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki | Sonraki »